***Bazen iyileşmek,yeni biri olmak değildir.
Kendine geri dönmektir.***
Bazı acılar ses çıkarmaz.
Bazı yaralar kanamaz.
Kimse duymaz, görmez onları.
Sen hayatına devam edersin.
Gülümsersin.
Çalışırsın.
Güçlü görünürsün.
Ve herkes iyi olduğunu sanır.
Ama bazı yaralar
tam da kimsenin görmediği yerde yaşar.
İçeride.
Sessizce.
Bazen,
bir eksiklik gibi.
Bazen,
nedenini bilmediğin bir yorgunluk gibi.
Bazen de
kimseye anlatamadığın o derin yalnızlık gibi..
Ve zamanla insan
acısıyla yaşamayı öğrendiğini sanıyor.
Oysa bazen sadece acıyla özdeşleşiyor.
Yarasını kendisi sanıyor.
Kırılmış yerlerini kimliği yapıyor.
Ve belki
en büyük yorgunluk da burada başlıyor.
Çünkü hep onarmaya çalışıyorsun.
Düzeltmeye.
Toparlamaya.
Dayanmaya.
Hayatta kalmaya..
Ama…
ya iyileşmek bütün bunlardan başka bir şeyse?
Ya iyileşmek
yarasız biri olmak değilse?
Ya sadece
o yaranın ötesinde
hâlâ yaşayan kendini hatırlamaksa?
Çünkü sen
başına gelenler değilsin.
Taşıdığın acılar değilsin.
Korkuların değilsin.
Ve belki en çok bunu unutmak yaraladı seni.
Belki şifa…
kendinle savaşmayı bırakınca başlıyor.
Kendine sert olmayı bırakınca.
İçindeki o incinmiş yere
ilk kez şefkatle bakınca..
Çünkü bazen iyileşmek
yeniden güçlü olmak değildir.
İlk kez yumuşayabilmektir.
İlk kez düşmeden durabilmektir.
İlk kez korunmadan sevebilmektir.
İlk kez "eve dönmek" gibi hissetmektir..
Kendine...
Ve belki bütün dönüşüm
çok daha sessiz bir yerde başlıyor:
“Ben bozuk değilim.”
“Ben eksik değilim.”
“Ben sadece çok yoruldum.”
Ve belki…
iyileşmek,
uzun zamandır kayıp sandığın
kendine,
yeniden kavuşmaktır..
E.G.

