top of page
NousLab
NousLab

İnsan çoğu zaman olaylarla değil,

onlar hakkında kurduğu hükümlerle yaralanır.

Çünkü acı her zaman yaşananda değil,

yaşanana verilen anlamda büyür.

Bir söz,

bir reddediliş,

bir kayıp…

Bazıları bunları yaşar ve geçer.

Bazıları aynı yerde kırılır.

Fark olayda değil.

Yargıda.

Stoacılar bunu bilirdi:

İnsanı sarsan şey olaylar değil,

olaylara yüklediği hükümleridir.

Çünkü zihin yalnızca deneyim yaşamaz.

Deneyimi yorumlar.

Ve çoğu zaman yorum,

olayın kendisinden daha ağırdır.

“Bu haksızlık.”

“Bu reddediliş benim değersizliğim.”

“Bu kayıp son.”

İşte yara çoğu zaman burada doğar.

Carl Jung başka bir katman eklerdi:

Bizi yaralayan şey çoğu zaman olayın kendisi değil,

onda tetiklenen bilinçdışıdır.

Bu yüzden her incinme yalnızca bugüne ait değildir.

Bazıları eski yankılar taşır.

Ve bazen acı,

bugünkü olaydan çok

geçmişte görülmeyen bir düğümden yükselir.

Bu yüzden ruhun disiplini,

hayatı suçlamadan önce

yargıyı sorgulamayı gerektirir.

Belki mesele

dünya seni ne kadar yaralıyor değil,

sen zihninde neyi gerçek ilan ediyorsun.

Çünkü hüküm çözülürse

acı da çözülmeye başlar.

Ve belki dokunulmazlık,

hiç yaralanmamak değil,

yargının seni yönetmesine izin vermemektir.

Çünkü bazı yaralar dışarıdan gelmez.

İçeride kurulurlar.

bottom of page